Ağız kokusu (halitosis)

Ocak 9th, 2008

Ağız kokusu (halitosis), üç farklı tipte karşımıza çıkar,
1. Fizyolojik ağız kokusu
2. Patolojik ağız kokusu
3. Psikolojik ağız kokusu
1.Fizyolojik ağız kokusu: Açlıkta ve bazen yemeklerdan sonra farkedilen ağız kokusudur. Yemeklerden sonraki ağız kokusu beslenme alışkanlıklarına göre farklılık gösterir. Bol miktarda protein içerikli yiyeceklerle (kırmızı et, balık, süt ürünleri) bakterilerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Sarımsak, soğan, turp gibi koku veren yiyecekler de sülfür içerdikleri için ağız kokusuna neden olurlar. Kahve ,sigara, alkol de ağız kokusuna sebep olur.
Fizyolojik ağız kokusu, etkili bir ağız temizliğiyle kolayca ortadan kalkar.

2.Patolojik ağız kokusu: Genellikle ağız ve boğaz hastalıkları, çeşitli sistemik hastalıklar sebebiyle ortaya çıkar. Temel olarak ağız boşluğunun, diş ve dişetinin sağlık durumuyla ilgilidir. Kokuya neden olan faktörler besin artıkları, ağız mukozasından dökülen hücreler, ağızda toplanan lökositlerin artıkları ve tükrüktür. Ağız kaynaklı olanların çoğunun nedeni diş çürüğü, dişeti hastalıkları, ağızdaki eski dolgu ve kuronların (kaplamaların) alındaki çürüklerdir.
Dilin arka tarafı tükrük tarafından tam olarak temizlenemiyorsa, bu kısımdaki katlanma yerlerine bakteriler yerleşir ve ağız kokusuna neden olabilirler.
Ağız içindeki mantar hastalıkları, ağızda yara yapan diğer hastalıklar, bademcik iltihaplarıağız kokusuna yol açabilir. Ağız kuruluğuna sebep olan şeker hastalığı, hepatit, vitamin eksikliği, menopoz, emosyonel stresler, tükrük bezi hastalıkları ve tükrük salgısını azaltan diğer faktörler de ağız kokusuna neden olabilirler.
Bazı durumlarda ağız kokusu ağız dışı sebeplerden de kaynaklabilir. Bunların en başında burun ve sinüslerden kaynaklanan ağız kokuları gelir. Özellikle burun tıkanıklığı nedeniyle ağız solunumu yapan kıişilerde ağız kuruluğuna bağlı olarak ağız hijyeni bozulur.
3. Psikolojik ağız kokusu: Bazı hastalar yalnızca kendilerinin farkettiği, başkaları tarafından farkedilemeyen ağız kokusundan şikayetçi olabilirler. Bu inanç bazen o kadar kuvvetli olabilir ki kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler, depresyona neden olur. Bu hayali ağız kokusu psikiyatrik bir durumdur, hekim ile hasta arasındaki ilişki iyi olmalı ve hastaya psikolojik yardım alması gerektiği anlatılmalıdır.
Ağız kokusunun saptanmasında basit bir yöntem uygulanabilir, hasta kendi bileğini yalar, birkaç saniye kurumasını bekledikten sonra bileğini koklar. Kendisi koku alabiliyorsa ağız kokusu var, alamıyorsa koku yok demektir.
Ağız kokusunun tedavisinde öncelikle kokunun nedeninin bulunması gereklidir. Diş hekimi, KBB uzmanı, gastroenteroloji uzmanı birlikte çalışmalıdır. Ağız kokusu çoğunlukla ağız kaynaklı olduğundan diş ve dişeti problemlerinin ortadan kaldırılması, ağız hijyeninin sağlanması genellikle tedavi için yeterli olur.
Dişler fırçalanırken dilin de frçalanması gerektiği unutulmamalıdır. Dil yüzeyinin temizliği için özel dil kazıyıcları ve fırçalar bulunmaktadır. Dil fırçalanırken olabildiğince dışarı çıkarılmalı ve dil temizleyicisi mümkün olduğu kadar dilin arka kısmına yerleştirilmelidir. Arkadan öne doğru hafifçe bastırarak çekilmelidir.
Ağız kokusunu engellemek için, öncelikle tam bir ağız muayenesi ve gerekli diş ve dişeti tedavilerinin yaptırılması gereklidir. Ağızdaki enfeksiyon kaynakları yok edilmeli, gömük ve sorunlu dişler çekilmelidir. Ağız kuruluğuna engel olmak için sık sık su içilmeli, bol sulu besinler tüketilmelidir. Sarımsak, soğan ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmalı. Sarımsak ve soğan tercihen pişirilerek yenilmeli. Dişler fırçalanırken mutlaka dil de fırçalanmalı, alkol ve sigara kullanılmamalıdır.

Leave a Reply